Browse Month: Kasım 2016

Travesti Partnerin Aşırı Kilo Almasının Nedenleri

Belirtilerin tiroidin tipine göre değiştiği bu rahatsızlıklarla mücadelede erken tanı, tedavi ve düzenli takip öne çıkıyor. Uz. Dr. A. Ender Yılmaz, tiroid ile ilgili bilinmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

RUH SAĞLIĞINIZ VE GÜNLÜK ENERJİNİZ DE TİROİD HORMONLARINDAN ETKİLENİR

Tiroid bezi, vücutta hayati fonksiyonları olan organların çalışma hızlarını düzenleyen, bu faaliyetlerin yerine getirilmesinde yardımcı olan bir organımızdır. İnsan vücudundaki tüm sistemleri ve tüm dokuları etkileyebilmektedir. Saçlardan kalbe, beyne kadar hemen her doku, tiroid tarafından salgılanan T3 (triiodotironin) ve T4 (tiroksin) adı verilen hormonlar tarafından etkili bir şekilde kontrol edilmektedir. Buna genel olarak “metabolizma” adı verilmektedir. Tiroid bezinin çalışma durumu ruh sağlığını da yakından ilgilendirir. Günlük enerjiyi, ruh halini ve uyku düzenini etkilemektedir. Tiroid boyun bölgesinde “adem elması” olarak tanımlanan bölgenin altında bulunur. Normal boyutunda iken ne gözle görülebilir ne de elle hissedilebilir.

HALSİZLİK, KİLO ARTIŞI, DİYABET, KOLESTEROL GİBİ RAHATSIZLIKLARIN TEDAVİSİNİ DE GÜÇLEŞTİRİR

Çok fazla sayıda tiroid hastalığı mevcuttur. Buna ek olarak çoğu tiroid hastası var olan hastalığının farkında değildir. Çoğu travesti var olan şikayetlerinin tiroid kaynaklı olduğundan habersizdir. Halsizlik, yorgunluk, saç dökülmesi, çarpıntı, kilo alma, kabızlık, adet düzensizlikleri, uyku problemleri, mide ve bağırsak şikayetleri, hafıza zayıflığı, hatta tansiyon, şeker, kolesterol gibi hastalıkların yeterli derecede kontrol altına alınamaması ilaçların yetersiz kalması veya zehirli etki göstermesi bile tiroid rahatsızlıklarından kaynaklanabilmektedir.

travesti

TRAVESTİLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR

Tiroid bezi hastalıkları özellikle istanbul travestileri  üzerinde daha sık görülmektedir. Ayrıca iyot eksikliği olan bölgelerde fazla görüldüğü bilinmektedir. Türkiye bu açıdan riskli bölgeler arasındadır. Bunun yanında erkek hastalarda tiroid hastalığı hayati riski artırabilir. Sigara içenler, radyasyona maruz kalanlar, ailede guatr öyküsü olanlar, yetersiz beslenenler ve yaşlılar da tiroide yatkınlığı bulunan gruptadır.

ERKEN TANI HAYAT KURTARIYOR

Geçmiş yıllarda çoğu tiroid hastalığına teknolojik yetersizlik nedeniyle tanı konulamıyordu. Günümüzde ilerleyen tıp sayesinde tiroid hastalıklarının teşhisiçoğu zaman bir kaç kan testi ile konabilir, hatta erken tedavi ile tiroid hastalıkları düzelebilir hale geldi. Ayrıca tanı ve tedavi yöntemlerinin gelişmesi nedeniyle tiroid bezi kanserleri de daha sık teşhis edilir ve erken tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilir oldu.

BELİRTİLER TİROİDİN TİPİNE GÖRE DEĞİŞİYOR

Tiroid bezinin sağlıklı olup olmadığı, laboratuvar incelemeleri ve boyun ultrasonografik görüntüleme yöntemleri ile kolayca anlaşılabilmektedir. Tiroidlere bağlı birçok hastalık bulunmaktadır. Tiroid bezinin hastalıklarına halk arasında genel olarak “guatr” denilmektedir. En yaygınları; Hipotiroidi(Yeterli tiroid hormonu üretimi olmaz), Hipertiroidi( Tiroid çok fazla tiroid hormonu üretir), Noduler guatr (Normal tiroid fonksiyonu olmasına rağmen tiroidin şekli bozulmuş, şişlikler veya nodüller oluşmuştur)olarak sıralanmaktadır. Bu üç yaygın bozukluk kişide birçok rahatsızlığa neden olmaktadır. Ciddi rahatsızlıkların pek çoğu tiroid fonksiyon bozukluğundankaynaklanabilmektedir. Bununla birlikte bazı hastalıkların ilaçla tedaviye yanıt vermemesindeki neden, tiroid fonksiyon bozukluğu olabilmektedir. Eğer tiroid bezi yeterli hormon üretmiyorsa ( hipotiroidi); hareketlerde yavaşlama, depresyon, yorgunluk, kuru cilt ve saç, kabızlık, kas krampları veya kilo alımı olabilir. Hipertiroidi belirtileri ise; kilo kaybı, sinirlilik, huzursuzluk, artan terleme, çarpıntı, ellerde titreme, anksiyete, uyuma güçlüğü, artan bağırsak hareketleri, ince kırılgan saç ve kas zayıflığı içerebilir. Boyunda şişlik, yutma güçlüğü veya yutkunurken takılma, boğazda gıcık hissi gibi belirtiler ise “nodül” denilen tiroid bezi şişliklerinden kaynaklanabilmektedir.

İstanbul Travestileri Lifli Besinlerle Fit Kalıyor!

Lifli besin tüketimi zayıflama diyetinin temel gereklerinden biri. Yaz ayları da zengin lif kaynakları olan sebze ve meyvelerin bol olduğu dönem.

İstanbul travestileri zayıflama diyetlerinin temeli olan liften zengin yaz meyve ve sebzeleriyle hem keyifle diyet yapar, hem de sağlıklı beslenirsiniz. Semizotu, kabak, enginar, erik, kiraz, karpuz ve dut yiyerek rengarenk beslenin ve kilolarınızdan kurtulun

Yazla beraber diyete olan ilgi de artıyor. Kışın kaban ve kazaklarla kapatılan fazla kilolar yazın kıyafetler inceldikçe ortaya çıkıyor. Bu durum da insanda hızlı bir şekilde kilo verme isteği doğuruyor. Yazın diyet yapmanın güzel tarafı renkli bir beslenme programınızın olabilmesi.

Neler tüketmelisiniz?
Yazın kabak, taze fasulye, börülce, enginar, dolmalık biber, brokoli, marul, iç bakla ve salatalık rahatlıkla tüketilebilir. İçerdikleri vitamin, mineral ve lif sayesinde sebzeler bağışıklığı güçlendirir, enerji oluşumunu destekler, tokluk verir ve bağırsak hareketlerini düzenler. Ancak yerken kızartılmamaları ve buharda pişirme gibi sağlıklı yöntemlerle hazırlanmaları önerilir.

Yaz ayları meyve açısından da zengin. Ankara travesti diyet sırasında yeşil erik, kayısı, kiraz, kavun, karpuz, dut, incir, şeftali, nektarin, armut ve vişne tercih edilebilir. Meyvelerin güzel tatlarının yanı sıra cildi gençleştirme ve bağırsakları çalıştırma gibi pek çok olumlu etkisi de vardır. Ancak tüketim miktarları önemlidir. Gereğinden fazla yenilen meyve, hem kilo artışına sebep olur

travesti

Travestiler Meyve Tüketiminde Bu Hataları Yapmamalı!

Hangi meyve ne kadar tüketilmeli? Meyvelerin sağladığı faydalar neler? Meyve tüketiminde nelere dikkat etmeliyiz?

İçerdiği önemli besin ögeleri
Sebzelerdeki gibi, meyvelerinde önemli bir kısmı sudan oluştuğu için günlük enerji, yağ ve proteingereksinimlerinin karşılanmasına olan katkıları azdır. Ancak mineral ve vitamin bakımından zengindirler. Folik asit, beta-karoten, E, C ve B2vitaminleri; potasyum, magnezyum mineralleri,posa ve diğer antioksidan özelliğe sahip bileşikleri içerirler.

Bunları biliyor musunuz?
• Farklı meyveler, farklı besin ögeleri içerdikleri için çeşitli renk ve türlerde meyve tüketilmelidir.
• Beslenme planında çeşitli meyveler tüketen bireylerin kronik hastalıklara (kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, bazı kanser türleri) yakalanma riski, düzenli meyve tüketmeyenlere oranla oldukça düşüktür.
• İçeriklerindeki posaile doygunluk hissi sağlarlar ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olurlar.
• Birçok vitamin ve mineralin en iyi kaynaklarından olan meyveler, bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklardan korur ve hücre yenilenmesi ile doku onarımını sağlar.
• Kuru meyveler mineraller açısından oldukça zengindir ve enerji değerleri yüksektir. Ancak kurutma işlemi sırasındademir ve A vitaminindeyüksek oranda, C vitamininde isetamamen kayıplar oluşmaktadır.

Meyveleri tüketirken bunlara dikkat edin
– Tüm meyveler; besin değeri, içeriği ve ekonomik olması açısından mevsiminde, bol ve ucuz bulunduğu dönemde tüketilmelidir.
– Meyveler bol suda yıkanmalı ve yenilebilen kabukları soyulmadan tüketilmelidir. Birçok vitamin ve mineral, meyvelerin kabuğunda ve kabuğa yakın kısımında bulunur.
– Meyve suyu içmek yerine, meyvenin kendisi bütün olarak yenilerek lif tüketimi desteklenmelidir.
– Uzun süre bekleyen meyve sularında vitamin kayıpları oluşacağından, taze sıkılmış olanları tercih etmek gerekir.
– Seçtiğiniz bir meyveyi yoğurda veya süte ekleyerek, kendi ara öğününüzü veya tatlınızı yapabilirsiniz.
– Meyveleri blenderdan geçirerek hazırlayacağınız smoothieleri (meyve püresi ve buz), kahvaltıve ara öğünlerde tüketebilirsiniz.
– Birkaç damla limon veya portakal suyu, meyve salatasının kararmasını önleyecektir.
– Canınız tatlı bir şeyler istediğinde; meyvelerin sağlıklı seçimler olacağını unutmayın.
– Meyveler çiğ olarak tüketilebileceği gibi, komposto şeklinde, pişirilerek veya kurutularak da farklı şekillerde tüketilebilir.
– Kuru meyveler taşıma ve saklama kolaylığı sebebiyle, dışarıda veya iş yerlerinde tercih edilebilecek atıştırmalıklardandır.

Porsiyon ve tüketim önerileri
Meyvenin türüne, glisemik indeks ve glisemik yüküne göre değişmekle birlikte taze meyvelerin 1 porsiyonu yaklaşık 100 grama denktir. Kuru meyvelerin porsiyon ağırlıklarının daha az olduğunu unutmayın.

Mesela;
• 3-4 adet taze kayısı 100-120 gram ile 1 porsiyona denkken,
• 3-4 adet kuru kayısı 30-35 gram ile 1 porsiyonu karşılamaktadır.

Günde 2-4 porsiyon meyve tüketilmelidir
Tüketilmesi önerilen miktar; yaş, cinsiyet ve fizyolojik durum (büyüme ve gelişme dönemi,gebelik ve emziklilik, yaşlılık), fiziksel aktivite düzeyi gibi bireysel farklılıklara göre değişebilir.

Travesti İçin Forma Girme Teknikleri

Gerçekten forma girmeye ve iyi görünmeye karar verdiyseniz, öncelikle kabul etmeniz gereken bazı şeyler var. Eğer harekete geçecekseniz bunları göze almalısınız.

Uyumak zayıflar için değildir
Kaslar spor yaparken yapılanmaz. Uyuduğunuzda, vücudumuzda kan dolaşımı hızlanır, büyüme hormonları çalışır ve doku tamiri başlar. Yeterli kaliteli uyku uyumadan, egzersizlerinizden sonuç almayı beklemeyin. Şanslısınız çünkü girdiğiniz egzersiz ritüeli daha rahat ve iyi uyumanıza da sebep olacaktır.

Kendinizi başkaları ile kıyaslamaktan vazgeçin
Forma girmeye kimse için değil, kendiniz için karar verdiniz (en azından öyle umuyoruz), öyleyse tüm çabanız da kendiniz için olmalı. Yapabildiğiniz kadar yapın ve etrafınızda her geçen gün daha fazla kilo vermiş görünen istanbul travestileri ya da o adamın squatta kaç kilo ile çalıştığı görmezden gelin. Herkesin farklı hedefleri ve farklı altyapısı var ve bu normal.

Soru sormaktan çekinmeyin
Spor salonlarında uzay mekiğine benzer aletleri kendi başınıza çözmeye korkmayın ve eğitmenlerden yardım istemekten çekinmeyin.

Acıkacaksınız
Daha çok kalori yakacaksınız ama yaptığınız egzersizler aynı zamanda açlık hormonu seviyesini de artıracak. Yağsız protein, sağlıklı yağlar, tam tahıllılar ve taze ürünleri tercih etmelisiniz.

Kilo vermeyebilirsiniz
Eğer forma girmekten anladığınız incelmek ise, maalesef her egzersiz kilo vermenize sebep olmaz. Ayrıca egzersiz sonrası atıştırmalarda aşırıya kaçma riskiniz de var. Yapmayın. Vücudunuzda yağ yakıldıkça kas yapılanması olacaktır ve bu kilo kaybetmiyormuşsunuz gibi görünmenizi sağlayabilir. Her halükarda eskisinden çok daha iyi hissedecek ve olacaksınız.

Spor salonu her zaman kalabalık olmaz
Eğer ilk gittiğiniz günlerde duş sırası ya da park problemi ile karşılaştıysanız, hemen endişelenmeyin. Sezonluk egzersiz düşkünlerinin bildiği gibi, Ocak’ta başlayanların çoğu en fazla Şubat ortasına kadar devam eder bu maceraya. Birkaç hafta bekleyin ve gittiğiniz salonun yüzde 60’ının boşaldığını görün. Tabii siz de ayrılanlar arasında olmazsanız.

Kirli sepetiniz dolup taşacak
Spor salonuna giderken giydikleriniz sayesinde kirli sepetiniz her zamankinden yoğun olacak ve yıkamak için zamanınız daha da az.

Başarı zaman alır
Ankara travestileri eğer ocak ayında spora başladıysanız, muhtemelen şubatta maratona katılacak değilsiniz. Acele etmek, hızlı davranmak, bünyeyi zorlamak dönüşü olmayan sağlık problemleri yaşamanıza sebep olabilir. Sabırlı ve istikrarlı olursanız, istediğiniz vücuda bu sene ulaşacaksınız ama lütfen acele etmeyin.

Canınız yanacak
Sızlamalar ve ağrılara hazırlıklı olmalısınız ama bu genellikle iyi bir şey çünkü kaslarınızı gerçekten çalıştırdığınızı gösterir. Uzun zamandır hareketsiz kalan vücudunuzdaki kaslar tembelleştiği için onları zorladığınızda canınızın yanacak olması oldukça doğal. İyi haber ise bu ağrılara rağmen egzersizlere devam edebilirsiniz ve zaman geçtikçe güçlenecek, benzer ağrılardan kurtulacaksınız. Elbette aşırı zorlanmalar sonucu oluşan gerçek sakatlanmalardan sakınmalı ve böyle bir durumda mutlaka bir profesyonele görünmelisiniz.

Dinleneceğiniz günler de olmalı
Sakatlanmayı garantilemenin kesin yollarından birisi hiç ara vermeden egzersiz yapmaya çalışmaktır. Vücudunuza toparlanması için zaman vermezseniz antrenmanlarınızın stresini kaldıramazsınız. İnanın ara vermeyerek daha güçlü ya da hızlı olmayacaksınız. Ne kadar acele ederseniz o kadar başarısız olma riski taşıyorsunuz. En az ama en az haftanın bir günü mola vermeyi unutmayın!

Muhtemelen takviye içeceklere ihtiyacınız olmayacak
Evet terleyeceksiniz ama uğraşıp tükettiğiniz kalori, şeker ve tuz miktarını geri almak için destekleyici içeceklere ihtiyacınız olduğunu gerçekten düşünüyor musunuz? Hayır! İhtiyacınız olan bildiğiniz saf su. Eğer ara sıra ekstra bir şeye ihtiyacınız olduğunu hissederseniz bir muz yiyin. 2012’de yapılan bir araştırmaya göre, muz yiyen bisikletçiler takviye içecekler kullanmayı tercih edenlere göre daha iyi performans sergiliyormuş.

istanbul travesti

Travesti İçin Tatlı Kriziyle Başa Çıkmanın Yöntemleri

Yemeklerden hemen sonra tatlı yeme isteği duyuyor, 3 – 4 saat sonra anormal açlık hissediyorsanız, yemek sonrası uyuma ihtiyacı duyuyorsanız, halsizlik, yorgunluk, sinirlilik gibi şikâyetleriniz varsa ve beslenmenize dikkat ettiğiniz halde kilo kontrolünüzü sağlayamıyorsanız, bu durum insülin metabolizmanızda bozukluk olduğunu gösterir. Özellikle karın bölgesindeki yağlanmalar, insülin metabolizması bozukluğundan kaynaklanıyor olabilir. Bu, tükettiğiniz karbonhidratların enerji olarak kullanılamayıp, yağ olarak depolanması demektir.

İnsülin Nedir?
İnsülin, pankreastaki beta hücreleri tarafından salgılanan ve kan şekerini düzenleyen bir hormondur. Tükettiğimiz karbonhidratlar, sindirildikten sonra vücudumuzda bulunan enzimler tarafından parçalanarak glikoza dönüştürülür ve glikoz vücudumuzun temel enerji kaynağıdır. Pankreastaki beta hücreleri, sindirim sonrası kana karışan glikoz tarafından uyarılarak, glikozun hücre içine (kas, karaciğer, yağ dokusu) girmesini sağlayan ve kan şekerini düzenleyen insülin adlı hormonu üretmeye başlar. Hücre çeperinde bulunan insülin, glikozun hücre içine girmesine yardımcı olarak, enerji kaynağı olarak kullanılmasını sağlar. Glikoz hücre içine giremediğinde, kandaki düzeyi yükselerek hiperglisemiye (kan şekerinin yükselmesi) neden olur. Tam aksi durumda ise hipoglisemi (kan şekerinin düşmesi) meydana gelir.
Tatlı krizleriyle baş edebilmek için kan şekeri takibinin yanı sıra, beslenme alışkanlıklarında da değişikliğe gidilmesi önem teşkil etmektedir.

Basit Karbonhidratlardan Uzak Durun

Sofra şekeri, reçel, bal, marmelat, pekmez, hazır meyve suları, pasta, kek, tatlı, şekerli bisküvi, çikolata, helva gibi basit karbonhidratlar kan şekerinin çok ani yükselip, çok ani düşmesine de neden olur. Bulgur, tam tahıllı ürünler, kuru baklagiller ve kepekli ürünler gibi kompleks karbonhidrat içeren besinler ise kan şekerini daha yavaş yükselttiğinden, kan şekeri düzeninin sağlanmasında daha etkilidir.

Travesti alışveriş yaparken, satın almayı düşündüğünüz besinlerin size uygun olup olmadığını öğrenmek için ‘içindekiler’ kısmını mutlaka okuyun. İçeriğinde glikoz, sukroz veya şeker bulunan yiyecekleri satın almadan önce, marka ve besin içeriklerini not ederek diyetisyeninize danışın.

Ara Öğün Tüketimine Özen Gösterin
Ana öğünlerdeki besin tüketimini azaltmak ve açlık hissinizi bastırmak için ara öğün tüketimine özen gösterin. Az az ve sık sık beslenmek, uzun süre açlıktan kaçınmayı ve kan şekerinin düzenini sağlar.

Ara öğün tüketiminin, atıştırmakla karıştırılmaması gerekir. Ara öğün saatleri düzensiz olmamalıdır. Aksi takdirde metabolizma hızının artmasına yardımcı olan ara öğünler, ters etki gösterir. Düzensiz saatlerde sürekli atıştırmak, uzun süreli insülin salınımında problem yaratır ve insülin direncine neden olur.

Posa Tüketimini Artırın
Sebze, meyve, tam tahıllı ürünler ve kepekli ürünler gibi yüksek miktarda posa içeren besinler, midenin boşalma hızını yavaşlatarak tok kalmayı sağlar ve kan şekerinde meydana gelebilecek ani yükselmeleri engeller. Kuru baklagiller, yulaf ve portakal gibi çözünür posalar, kan şekerinin düzenlenmesinde çözünmez posalardan daha etkilidir. Günlük beslenme planında 25-30 gr posa yer almalıdır.

Aç Karnına Meyve Tüketmemeye Özen Gösterin
Bozulmuş glikoz toleransı, hipoglisemi ve insülin salınımında bozukluk gibi şikâyetleriniz varsa, tatlı isteğinizi azaltmak için tek başına meyve tüketmemeye özen gösterin. Meyvelerde bulunan fruktoz (meyve şekeri) yavaş emildiği için, postprandiyal glukoz ve insülin yanıtı düşüktür. Diyabetik bireylerde % 15-20 fruktoz tüketimi, açlık, total kolesterol ve LDL kolesterol düzeylerini arttırmaktadır. Fruktoz, vücutta glikozdan daha farklı bir yolla işlem gördüğü için, kan şekeri üzerindeki etkisi glikoz ile aynı değildir.

Tatlıyı hayatınızdan çıkarmadan da, damak tadınızı ve beslenme alışkanlıklarınızı değiştirebileceğinizi unutmayın. Bunun için tüketim miktarını ayarlamanız yeterli olacaktır.

• Şerbetli, hamurlu tatlılar yerine sütlü tatlıları tercih edin.
• Tatlılarda kullandığınız şeker miktarını azaltarak, lezzet katmak için vanilya, kakao gibi aromaları tercih edin.
• Çikolata paketinin tümünü tüketmeye engel olamıyorsanız, kalıp çikolatalar yerine küçük parçalar halinde satılanları tercih edin.
• Tekrar tekrar tatlı tüketmek istediğinizde, odak noktanızı değiştirin ve aklınızı meşgul edecek uğraşlar bulun. Ancak aynı uğraşı her seferinde tekrar etmeyin ki, meşguliyetiniz bir süre sonra tatlıyı çağrıştırmasın.


istanbul travesti | ankara travestileri | film izle | travesti | ankara travesti | istanbul travestileri | istanbul travestileri | istanbul travestileri | ankara travestileri |
error: İçerik çalma yavşak!!!